BaşlangıçTEMEL DİNAMİKLERKİMLİK OLUŞUMUOTONOMİ SORUNUBAĞIMSIZLIKSTATÜMİLLİ MECLİS

Sancak:

Başlangıç

Giriş

Önsöz

Takdim

Kısaltmalar

Kronoloji

Resimler

Teşekkür

Giriş

Sancak hep rüyalara girdi. Balkanlar’ın merkezindeydi. Doğu ile batı arasında altın değerinde bir geçiş özelliği taşıyordu. Bir yanında tarihi birlikteliği ve akrabalık bağları olan ve kaderleri de şaşırtıcı bir şekilde benzerlik taşıyan Bosna Hersek; diğer yanında Osmanlı’nın son dönemlerinde aynı adı taşıyan vilayetin bir parçası olduğu ve Sırp saldırılarına beraberce direndikleri Kosova ve küçük Arnavutluk sınırı; diğer iki yanında ise kendisini büyük Sırbistan idealinin küçük bir parçası olarak gören ve her türlü baskı, yıldırma, asimilasyon ve katliam politikalarını bu anlamda meşru sayan Sırbistan ve Karadağ.

Sancak’ın uzun süredir bağımsız ve komşularından (Bosna hariç) farklı bir kimlik mensubiyeti vardı. Sırp ve Karadağ baskıları bu coğrafyadaki farklı inançlara hayat hakkı tanımasa da sonuç beklediklerinden farklı oldu. Her saldırı her baskı Boşnakları daha fazla dinlerine sarılmaya itti ve Sancaklı Boşnak ile Müslüman kimlikleri her geçen gün daha fazla birbirine geçti, kenetlendi. Sonunda farklı köken ve inançlardaki komşularından bağımsız olarak “Sancaklı Müslüman Boşnak” kimliği ortaya çıktı.

93 Harbi büyük felaketlerle geldi Sancak’a. Beş asırlık Osmanlı dönemi sonrası Avusturya-Macaristan garnizonlarının varlığına şahit oldular. Berlin Anlaşması Sancak’ı tanınmış sınırlarında Bosna’dan ayrı, yeni bir birim olarak ilan ediyordu. Gerçi savaştan önceki 12.000 kilometrekarelik sınırları savaş sonrası birkaç bin kilometrekare azalmıştı, ama Sancak tanınmıştı. 30 sene böyle geçti. 1908’de Avusturya-Macaristan Osmanlı’nın zayıf durumundan ve II. Meşrutiyet’in ilan edilmesi kargaşasından faydalanarak Bosna Hersek’i ilhak etti ve Sancak’ı ayakta zar zor duran Osmanlı’ya teslim etti. Fakat felaketler henüz bitmemişti. Balkan Savaşları bitip I. Dünya Savaşı kapıyı çaldığında Sancak, Sırbistan ve Karadağ işgaline uğrayarak (1913) statüsünü kaybetti.

Boşnak liderlerin Sırp-Sloven-Hırvat Krallığı dönemindeki çabaları yetmedi. Boşnaklar için katliamlar, göçler devam etti. Onlar da kaç kişinin katledilip, kaç kişinin göç ettirildiğini bilemediler. Osmanlı’nın tasfiye süreci devam ediyordu; 1924 Şahoviçi ve Priboy katliamları Sancaklıların hala gözyaşları içinde hatırladıkları elim olaylardı.

II. Dünya Savaşı Sancak’a kısa süreli otonomi rahatlığı sağlarken bu dönemde bile 15.000 Sancaklı Sırp katliamlarına konu oldu. Sonrasında Sancak Yugoslavya’nın demirden gömleğini giydi. Başta dini olmak üzere her alanda büyük kısıtlamalar görüldü. Komünist Parti üyesi olmayanlar işlerinden atıldılar. Alexandre Rankoviç’in 1966 yılındaki tasfiyesine kadar tam bir devlet terörü yaşandı Sancak’ta. Sonrasında ise 1980’li yıllar, Tito’nun ölümü ve Miloşeviç çılgınlığı olarak tarih sahnesindeki yerlerini aldılar.

Sırp milliyetçiliğinin 80’li yılların ikinci yarısından itibaren daha da palazlanması Sırp Bilimler ve Sanatlar Akademisi’nin (SANU) teorik beslemeleri ile gerçekleşti. 1989’da Kosova ve Voyvodina’nın özerklikleri iptal edildi ve terör Müslümanların kapısını çalmaya başladı. 1990 sonrası Balkanlar’daki değişim ve hareketlilik herhalde hiçbir yerde yaşanmadı. Savaş önce Slovenya’da (1991) başladı, ardından Hırvatistan’a sıçradı ve nihayet Boşnakların çatısına düştü. Balkanlarda yaşamak hiç bu kadar zor olmamıştı. Tam 250.000 Boşnak böylesi bir savaşın kurbanı oldular.

Soğuk Savaş dönemi sonrası Sancak’ta büyük bir hareketlilik yaşandı. Önce Bosna merkezli olarak kurulan SDA, Temmuz 1990’da on binlerce Sancaklı Boşnağın katıldığı ve gövde gösterisi şeklinde geçen mitinglerle Sancak’ta ilk şubesini açtı. Ardından 1991 Mayısında Sancak Boşnak Milli Meclisi (SBMM) kuruldu ve aynı senenin Ekim ayında Sancaklılar kendi özerklikleri ve Bosna’ya bağlanabilme hakkı için halkoylaması gittiler. Sonuç Sancak halkının %70’inin katılımı ve Boşnak oylarının %99’unun “evet”i ile sonuçlandı.

Sancaklılar zafer şarkıları söyleyemeden Bosna’daki savaşın soğuk nefesini enselerinde hissettiler. 110.000 Sancaklının bulunduğu Saraybosna’nın savunması adeta Sancak savunması şekline döndü. Hrasnitsa’da, Butmir’de etten duvarlar oluşturdu Sancaklılar. Sırplar bu tarihi Bosna-Sancak zincirini kopartmak için sınırı etnik olarak arındırma sürecine girdiler. Sonuç olarak sınırdaki Sancaklı nüfusun %60’ı göç etti. Savaş tam 3,5 sene sürdü.

Savaş sonrası dönem Boşnakların hem siyasi olarak patlama yaptıkları hem de ciddi bölünmelerin yaşandığı bir dönem oldu. 1995’te bir SDA’dan beş yeni parti çıktı. 2000’li yıllarda ise parti sayısı 20’yi buldu. SBMM Lideri Süleyman Uglanin’in “Sancak Listesi” Koalisyonu, katıldığı her seçimden birinci olarak ayrılmasına rağmen Sancak’ın 1990’ların başındaki tek sesliliği ciddi yaralar aldı.

90’lı yılların ikinci yarısından itibaren Sancak’ta insan hakları ihlalleri yaşanmaya devam etti. Sancaklı liderler her platformda kendilerine yapılan haksızlıkları ve hak ihlallerini dile getirerek uluslar arası toplumun dikkatlerini Sancak’a çekme ve yıllar öncesinde ellerinden alınan otonomilerine yeniden kavuşma mücadelesine girdiler. SBMM ile 1993 ve 1999 yıllarında iki defa “Memorandum” yayınlayarak statü çabalarını dile getirdiler. Fakat ne Sırp ne Karadağ tarafından ne de dünyadan bekledikleri ilgiyi göremediler.

Süleyman Uglanin ve Sancaklı liderler mücadelelerini yılmadan devam ettirdiler. 2000 yılı Eylül ayındaki Boşnak oyları Sancak’ın ve Yugoslavya’nın kaderini değiştirdi. Miloşeviç Sırbistan’daki yolsuzlukları nedeniyle tutuklandı ve Bosna ile Kosova’daki katliamlarla ilişkisi olduğu gerekçesiyle Lahey’deki Savaş Suçları Mahkemesi’ne teslim edildi.

Miloşeviç sonrası yeni dönem yeni umutlarla başladı. Fakat üç seneye yakın bir süre devam eden Kostunitsa dönemi Sancaklıların isteği dışında Sancak’ın farklı Sırp birimlerine ayrılması planlarıyla geçerken Sancak’ın statüsünde somut bir değişiklik görülmedi.

Müjdeli haber Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği’nin sihirli değneğinin Sırbistan Karadağ’a dokunmasıyla geldi. Boşnaklar, 2003 Eylül ayında Sırbistan-Karadağ Devletince ayrı bir azınlık birimi olarak tanındılar. 13 sene sonra SBMM büyük bir zafer ilan etti ve artık SBMM, SKBMM (Sırbistan-Karadağ Boşnak Milli Meclisi) oldu.

Şimdi mücadele hem statü sorununun çözümlenmesi hem 2002 Martında birlikteliklerini ilan eden ve fakat üç sene sonra halkoylaması ile ayrılma haklarına sahip olan gevşek Sırbistan-Karadağ birliğini bir arada tutmak hem de olası Sırp Karadağ ayrılığı durumunda tek bir parça olarak kalma üzerine veriliyor.

Sancak çalışmamız üç bölümde ele alınıyor; ilk bölümde “Sancak Sorununun Temel Dinamikleri” ortaya konuluyor. Bu bölüm Sancak’ı temel göstergeleriyle tanıtarak Sancak’ın tarihi sürecini anlatıyor. İkinci bölümün konusu ise “Sancak’ta Kimlik Sorunu”. Sancaklı Boşnak kimliğinin oluşum evreleri ve kimlik bilincini pekiştiren unsurlar bu bölümün konularını oluşturuyor. Üçüncü ve son bölümün konusu ise Sancak’ın uzun yıllardır başını ağrıtan “Sancak’ta Otonomi Sorunu” başlığını taşıyor. Bu bölümde otonomi sorunu geniş kapsamlı olarak ele alıyor. Sancak’taki beş siyasi parti lideri ve karar alma mekanizmasında etkili olabilecek beş isimle yapılan görüşmeler bölüme canlılık ve sıcaklık katıyor. Ayrıca Sancak’ın otonomi konusu çok farklı perspektiflerden ele alınıyor.

Bu çalışmanın tek bir amacı bulunuyor. O da; tanınmış sınırları içerisinde, farklı etnik grupların barış ve kardeşlik içerisinde yaşadıkları bir Sancak’ın inşasına katkıda bulunmaktır.

Bu dileklerimizin gerçekleşeceğini umuyoruz.

» Önsöz